BASİT SORULAR ŞEHRİ
Bu sistemle mücadele ettiğimiz günlerde soru deyince aklımıza yalnızca içi boş yuvarlakları karalamak geliyor;ama ben sizi ne fizik ne coğrafya ile sıkboğaz edeceğim.Günlük hayattan alınan bir yazı bu.Hayatımızda sorular vardır ki sorulan kişi için cevabı vermek birkaç saniye alır normal şartlar altında.Bu sorular ne büyük bir bilgi birikimi ne de bir araştırma gerektirir. Bu sorulara örnek olarak “Bir ara yemeğe gidelim mi? Bu akşam boşsan beraber bir şeyler yapalım mı?” gösterilebilir. Bunların cevabı çok kısa.. Ajandasına ve karşısındaki insanın yüzüne bakan güzel kadın veya yakışıklı adam tabii ya da kusura bakma işim var diyerek konuşmaya devam eder.
Günlük hayatta sorduğumuz kısa ve net sorulara cevap hayırsa muhtemelen bir erkek-kadın erkek-erkek ya da kadın-kadın arasındaki arkadaşlık,dostluk,aşk başlamadan bitmiş demektir. Çünkü herkesin diğerleri için ayırabileceği kadar bol vakti olduğuna dair bir inanca sahibim. Bugüne kadar direttiğim herkesle bir şekilde buluştuğumu göz önüne alarak bu tespitte bulunuyorum. Asıl her şeyi başlatan “Evet,tabii ki gideriz,yaparız,ederiz..” şeklindeki cümlelerdir. Hele “tabii ki” sözcüğü kullanıldıysa o randevu sizin için bir kabus haline de gelebilir uyanılmak istenmeyen bir rüya da.Eski bir kız arkadaş olabilir cevap verilen. Muhtemelen saatlerce yeni erkek arkadaşını anlatarak sizin canınızı acımasızca yakacaktır. O kadar sık kalbinize saplayacaktır ki oklarını bu muhtemelen onu sevdiğinizi düşünmenizle bitecektir. Ona tam olarak istediğini vermiş olursunuz. Oysa size “Beni hala çekici buluyor musun?” diye sorsaydı hiç acı çekmeden “Evet” diyebilirdiniz. Ama biz basit sorular şehrinin insanları bu soruları ve cevaplarını sevmiyoruz. Bir şeyi dönüp dolaşıp bambaşka sözcüklerle anlatarak söylemeyi çok seviyoruz. Sonra da anlaşılamamaktan,konuştuklarımızın farklı anlaşılıp insanları kırmasından yakınıyoruz. Çünkü bir insanı bir kahve içmeye davet etmekle bir hayatın en tatlı valsini yapmaya davet etmek arasında çok büyük farklılıklar var. Annenizle,babanızla,dedenizle kahve içebilirsiniz;ama onlardan ayrılmazsınız,onlara dokunmaz,onların teninin hayaliyle yaşamazsınız. Bu yüzden onlara en çok işler nasıl tarzı sorular sorarsınız. Şimdi bu cevabı olmayan sorulara gelelim. Hepimizin olmuştur böyle soruları: Seni seviyorum peki sen beni?... Ben olmasam bir başkasıyla da böyle yakın olur muydun? Geleceğinde ben var mıyım? Bunların çeşitli anlamları çıkarılabilir.. Asıl olan şudur ki beni bir mendil gibi kullanıp atacak mısın diye soruyordur taraflardan biri diğerine;ama bunu onu kırmamak adına sorar. Oysa bu sorular diğerinin zihninde yeni kara delikler açar. Düşünmeye başlar genç adam ya da kadın.. Sen olmasaydın V…. Olabilirdi belki der içinden. Sonra aklında hiç olmayan o kadın ya da adam karıştırır sevgilinizin aklını. Bu aptal sorularınızı böylesine yollardan sormanız binlerce yeni sorunu doğurur ve basit sorular şehrinde farklı görünmek adında zor sorular arasında kaybolursunuz..
Hey millet!… Şimdi gidin ve sevgilinize,dostunuza en yalın şekilde onu sevdiğinizi söyleyin. Merak ettiklerinizi birer birer sorun;ama basit sorular şehrine yakışır biçimde. Çünkü o sizi en yalın en doğal halinizle emin olun daha çok sevecektir. Sen benim için yağmurda şemsiye gibisin demek yerine “senden vazgeçemem!” “Bir ara boşsan bir şeyler yapsak ne güzel olur istersen İ…. da gelsin” demek yerine “Senden çok hoşlanıyorum ve beraber vakit geçirmek için deliriyorum” desek her şey daha güzel olacaktır. Şimdi ben bunu uygulamak üzere huzurunuzdan ayrılıyorum. Siz hala orada mısınız?
SARPHAN UZUNOĞLU - 02/12/2005
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder